Furky.Иet

Иot Defterim :)

Seninle Olmanın En Güzel Yanı

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
’’Seni seviyorum’’ sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..

Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…

Can YÜCEL

Yolda En güzel yürüyenler..!

Hikayeler Hep vardır. Okuruz dinleriz. Okumakta ve dinlemekteki amaç Bize ne kazanım sağladığıdır? Bu hikayeyide okuyun. Bir şey kazandırsın Bize ve size..:)
………….
Bir ülkenin kralı halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar vermiştir..Yolu yaptırır ve Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verir.

Ülkenin dört bir yanına duyurur. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyecegini ve ödüllendireceğini söyler.

Yarışma günü, insanlar akın ederler.

Bazıları en güzel arabalarını,bazıları en güzel elbiselerini getirmiştir. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştır, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmiştir.

Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordur.

Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçerler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerinde hepsi aynı şikayette bulunur.

-Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlastırıyordu. Pek güzel yürüyemedik. Geçiktik. derler.

Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaşır.
Üstü başı toz toprak içinde olan genç,
krala büyük bir saygıyla yönelerek elindeki altın kesesini uzatır.

“Yolculugum sırasında, yolu tıkayan tas ve moloz yığınını kaldırmak için durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı.”

Kral gülümseyerek cevap verir.
“O altınlar sana ait delikanlı.”

Delikanlı,
“Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı.”

Kral,
“Evet “Bu altınları sen kazandin, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir ! “

Kolera Diyor ki!

Esen Güler Özyavuz, nam-ı diğer rap müziğindeki tanınan ismiyle Kolera ikinci solo albümü İnziva’yı çıkardı. “Sözlerin kuvveti, müziğin gücü ve Kolera’nın inzivası” şeklinde özetlenebilecek albüm, Türkçe rap albüm satış listelerinin tozunu attırıyor.
15 yaşında iken Sagopa Kajmer ile tanışarak rap müziğine başlayan Kolera, daha sonra Yunus Özyavuz (Sagopa Kajmer) ile evlenerek rap müziği konusunda önemli mesafeler katetti. İnsanlardan uzak, münzevi bir hayat yaşayan Kolera, yaşadıklarından ve kamil insanların anlattıklarından beslendiğini belirtiyor. Evliyaların kıssalarından oluşan bir kitap hazırladığını ve bu kitabın gelirini bağışlayacağını söyleyen sanatçı, “Evliyaların hepsi bize yol gösterici, hepsi dost! Geylani, Aziz Mahmud Hüdâi, Hz. Mevlânâ, Hz. Rabia, Ahmet Bedevi, Harrani Hz., Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bestami, Hasan-ı Basrî, Mehmet Emin Tokadi… Hızır (as)’ın dostu Beşiktaşlı Yahya Hazretleri aklıma gelince hemen gözlerim dolar.” diyor. Beş vakit namaz kıldığını söyleyen Kolera, Rab karşısında sanatçılığın hükmünün olmadığını kaydederek aradığı mürşidi bulamadığını, Şems ile Hz. Mevlânâ’nın yaşadığı gibi bir mürşid-derviş ilişkisi yaşamak istediğini ifade ediyor. “Mürşidimin dizinde uyumak, ona her aklıma takılanı sorabilmek istiyorum. Bayan olduğum için işimin zor olduğunu düşünüyorum, yine de hepimizin mürşidi Allah (cc)’tır.” diyen rap’çi, hayranlarının internet başında vakit geçirmesine ise üzüldüğünü kaydediyor. “Hayranlarımın internet başında vakit geçirmesini doğru bulmuyorum. Gençlerin msn illetinden kurtulmasını dilerim.” diyen Kolera, genç hayranlarının Necip Fazıl’ın ‘Reşahat’ tefsirini okumasını istiyor. Melankolia sanatçılarının albüm çalışmalarının devam edeceğini söyleyen Kolera, Melankoliawear adıyla hazırladıkları tekstil ürünlerini yakında piyasaya sunacakları ve Sago’nun Pesimist Ep serisinin 5.sini hediye edeceklerini kaydediyor.

Rabb’in karşısında sanatçılık susar, kulluk başlar

On beş gibi çok küçük sayılabilecek bir yaşta hem Sagopa Kajmer hem de rap ile tanıştınız. Bu tanışıklık olmasa hâlâ break dans yapan birisi mi olurdunuz? Gençlik hayallerinizde kendinize hangi rolleri biçiyordunuz?

Her halükarda dansa devam etmezdim. Çünkü bu bir hobi gibi idi. Tıpkı skate parkta paten kaydığım ortaokul zamanları gibi… Turizm ve otel işletmeciliği mezunuyum. Her zaman turizmci olmak istedim. Ortaokul bitince meslek liseleri sınavını kazanıp liseyi de turizm üzerine okudum. Mezun olunca üniversiteyi de… Hayallerime başrolü hep turizmle biçtim, içine girince de nefret ettim… Mecbur kalmadıkça yapmayacağım bir meslek.

Sagopa ile evlenmeye karar vermenizde ne etkili oldu? Onun hayata bakışı mı, yaptığı müzik tarzı mı?

Birbirimizi 10 yıldır tanıyoruz. Çok iyi arkadaşız, ben onun, o da benim iyi niyetimi bilir, birbirimizi hep çok seven iki kişiydik. Onu sevmeme neden olan şey müziği ya da hayata bakış açısı değil, tertemiz kalpli Yunus oluşu…

Müzik dışında neye vakit ayırıyorsunuz, sözlerinizi besleyen dinamikler neler?

Müzik ve çalışmalardan arta kalan zamanda bazen kitap okuruz, bazen film izleriz, bazen mutfakta oyalanırız, bazen öylece oturur sohbetleşiriz. Sözlerimizi besleyen yaşadıklarımız ve kamil insanların anlattıkları…

Kendinizi çok sakladığınızdan şikayetçi dinleyiciler. Niye uzakta duruyorsunuz?

Kendimizi saklama amacımız yok. Sadece çok fazla ortada görünüp can sıkmak istemiyoruz.

Sagopa Kajmer’in en çok hangi parçasını seviyorsunuz? O sizin hangi parçanızı beğeniyor? Bunlar dışında çok sevip de dinleyici ile paylaşmadığınız şarkılar var mı?

Aralarında ayırım yapmak mümkün değil her parçası olabilecek son noktada. O ise İnziva albümünü tamamıyla çok beğeniyor. Zor İş adlı şarkı sanıyorum favorisi.. Benim albüme koymaktan vazgeçtiğim bir şarkı var, hayli sertti. O nedenle sözlerini değiştirip sonradan paylaşacağım inşAllah. Sagopa’nın da benim için yaptığı bir parça vardı. Paylaşmadık ama tek verse yapıp bıraktı. ‘Onun yerine başka bir parça yapacağım’ dedi ve ‘Baytar’ı yaptı.

Kendiniz için neden bir hastalık olan Kolera ismini seçtiniz?

Bu ismi rap yapmadan önce kullanmaya başlamıştım. Küçük yaşlarda grafiti yapmayı da deniyordum. Hep bu ismi yazıyordum, sonra da değiştirmedim. Kolera adı her şekilde hâlâ hoşuma gidiyor, çünkü bu ismi küçükken koydum, küçüklüğümden beri de kullanıyorum Kolera gelmişi ve geçmişiyle Esen demek.

Feridüddin Attar ve Hz. Mevlânâ’ya da selam verdiğiniz son albümünüzün ismi İnziva. Bu albümde sıkça manevi sözler geçiyor. Albüm öncesi yaşadığınız süreç bir tür inziva mı? Hiç inzivaya çekildiniz mi?

Daha önce hiç inzivaya çekilmedim ama hayatımı insanlardan uzak yaşadığım söylenebilir…

Rap yapan bir sanatçı olarak Rabb’le irtibatınız nasıldır? Onunla konuşurken hangi kelimeleri seçersiniz kendinize?

Rabb karşısında sanatçılık yoktur. O’nun bir kulu olarak herkes gibi irtibat kurarım. O’nunla konuşurken en çok ‘Ya Rabbel alemîn’ derim. Böyle hitap edilmesini sevdiğini de okumuştum. Türkçesiyle ‘Ey alemlerin Rabbi ve canım Allah’ım’ da sık derim.

Beş vakit ibadet ettiğinizi söylüyorsunuz. Sizi seven gençlere bu anlamda önereceğiniz bir şey midir namaz?

Allah’ın (cc) emri yanında benim önerimin ne hükmü ya da ne önemi var ki? Namaz kesinliktir.. Farzdır…

Gençler msn’den kurtulmalı

İnternete sürekli takılan büyük bir hayran kitleniz var. Vakitlerinin çoğunu orada geçiriyorlar? Bunu doğru buluyor musunuz?

Bulmuyorum ve genç yaşlı herkesin msn illetinden kurtulmasını dilerim… Belki iş veya sevdiklerle görüşmek konuşmak için yararlı bir icat olabilir ama aynı zamanda gençlerin hem vaktini hem de dilini çalan bir numaralı icat. İyice dejenereleşen Türkçe ve dejenereleşen arkadaşlıklar, seviyesiz sohbetler, su gibi akan zaman, boşa geçen anlar…

Evliyalarla ilgili bir kitap yazdığınızı söylüyordunuz? Ne zaman bitecek? Evliyalardan sizi en çok etkileyen hangisidir?

Evliyaların kıssalarından oluşan bir kitap hazırlıyorum; hem çok manevi hem çok eğlenceli hem de çok bilgilendirici bir kitap olacak inşAllah. Nasip olursa gelirini de bağışlayacağım… O kadar güzel şeyler okuyorum ki, onları yalnız kendime saklamak istemiyorum. İnsanlar zamanın bereketsizliği belki de üşengeçlikleri nedeniyle pek araştırmacı değiller. Herkes adına araştırırım yeter ki okumaya gönül olsun… Evliyalarımızın hangi birini hangisinden ayırmak mümkün? Hepsi bize yol gösterici, bize dost! Geylani, Aziz Mahmud Hüdâi, Hz. Mevlâna, Hz. Rabia, Ahmet Bedevi, Harrani Hz., Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bestami, Hasan-ı Basrî, Mehmet Emin Tokadi… Kesinlikle saymak mümkün değil. Hızır aleyhisselamın dostu Beşiktaşlı Yahya Hazretleri aklıma gelince hemen gözlerim dolar. Onu da bir ayrı severim…

Son albümünüzde ‘Bir mürşidi kâmil arıyor gözlerim bitkin’ diyorsunuz. Aradığınız mürşidi buldunuz mu?

Hayır bulamadım. Ben Şems ile Hz. Mevlânâ’nın yaşadığı gibi bir mürşid-derviş ilişkisi yaşamak isterdim. Mürşidimin dizinde uyumak, O’na her aklıma takılanı sorabilmek… Bayan olduğum için işimin zor olduğunu düşünüyorum. Ama hepimizin mürşidi Allah (cc)’tır. Hadisler ve evliyalarımız da yazdıklarıyla söyledikleriyle her an yolu göstermede.

Çok neşeli bir kişiliksiniz, ancak sözlerinizde melankoli var. Sözlerinizi yaralayan ne?

Dünyayı sevmiyorum, bu nedenle her zaman melankoli parçalarım da olacaktır…

İnsan kendi şarkısına ağlar mı? Sizi bu albümde ağlatan bir parça oldu mu?

Evet insan kendi parçasında ağlayabilir, çünkü onu kendi duygularıyla yazdı, kendi duygularıyla söyledi, neden ağlamasın? Bir arkadaşım vefat etmişti ona bir parça yapmıştım. Dinlersem ağlıyordum, çünkü bana onu hatırlatıyordu. İnziva albümünde de ‘bir dilek hakkı’nın nakaratında ağladım. Oradaki maneviyat beni içlendiriyor..

Sizi hayatta ne ağlatıyor?

En kolay yapabildiğim iş ağlamak. Beni her şey ağlatabilir; kedimin şirinliğine, bir çiçeğin güzelliğine bile ağlayabilirim.

Bar ortamlarında şarkı söylememeyi tercih ediyorsunuz. Kurbağalı derede balık tutmama tavrınızın nedeni nedir?

Kurbağalı deredeki balıkların ızgarası güzel olmuyor, yoksa biz de ızgara oluruz.

Sürprizleri seviyorsunuz. Dinleyicilerinize buradan bir sürpriz yapabilir miyiz? Hangi parçaya klip çekeceksiniz?

Hiç söylemedim sürpriz olsun diye, o yüzden koruyayım sözümü..

——————————————————————————–

Hayranları MF’den sorular

Necip Fazıl’ın eserlerini okuyor musunuz? ‘O ve Ben’ kitabını okudunuz mu?

O ve Ben’i okumadım maalesef. Reşahat tefsiri gayet sade ve akıcı, herkese öneriyoruz. Reis Bey de çok etkileyici, filmi bile var. Keşke böyle filmler çekilse.

İnziva albümünde ‘Bir zindan mıdır yoksa bir rıza mıdır düşün’, ‘Benim adım Kolera, 1375 yıllık hasta’, Haftada bir Cuma yetmez ki bana, seni her an her an hissedem’ ‘Bulunur Ebu Cehil her bir Ahmet’e’ şeklinde sözler var. Bunların manalarını kısaca açıklar mısınız?

Dünya mümine zindandır denir, cennetse benim için Allah’ın rızasını kazanmaktır. Parçada bu dünyayı mı istiyorsun yoksa ahireti mi diye soruyorum. İnziva şarkısının sözlerini 2007 sonunda yazmıştım: Hesap ederseniz 1375 yıl Efendimiz (sav)’in rahmete kavuşmasından bugüne geçen zamandır. Cennette her cuma perdesiz olarak Allah Teala ile görüşme vardır, ben de haftada 1 gün değil her an seninle olsam keşke diyorum. Bulunur Ebu Cehil her bir Ahmet’e sözüyle ise değinmek istediğim şey Efendimiz (sas)’in bile düşmanları vardı. Hepimize düşman birileri elbet vardır. Dünyada Ahmed’ler olduğu kadar Ebu Cehil’ler de vardır. Her akıllıya bir deli, bir cahil bulunur… Allah’a bile inanmayan varken senin sözüne inanmayan haydi haydi çok olur.

Radio mic beatz’da yaptığınız programların devamı gelecek mi?

Specialist adı altında üç seriyi tamamlamış durumdayım, devamı inşAllah gelecek ama radyo programı için hazırlanmak çok zaman alıyor. Yüzlerce şarkı dinleyip içlerinde seçimler yapmak, mixlemek günlerimi alıyor. Specialist 4’ü yapmayı ben de çok istiyorum, sadece uygun zamanı kolluyorum.

Albümü yeni yaptığınızda beğeniyor, fakat bir süre sonra ‘bunu ben mi yaptım?’ diyormuşsunuz. Son albümünüzde de aynı duyguya kapıldınız mı?

Hayır, henüz bu duyguya kapılmak için biraz erken. Ancak yeni şarkılar yaptığım zaman İnziva’daki parçalarla kıyaslayabilirim… Yine de şurayı şöyle okusaymışım dediğim birkaç yer oluştu.

Hayranlarınız sizden birçok şey öğreniyorlar. Sizin MF diye bir aileniz daha var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

MF, Melankolia fanları aynı zamanda Melankolia Family (ailesi) manasına geliyor. Onlar bizlere o kadar güveniyorlar ki, bizleri seven birinin kötü olabileceği ihtimalini hiç düşünemiyorlar bile. Mesela bir konser olacak ‘Ben gelmek isterim, şu şu şehirdeyim ama kalacak yerim yok gelemem’ diyor; hop birisi ‘bizde kalabilirsin’ diyor. Hırsız mıdır uğursuz mudur düşünmüyor… Birinin o ara parası yok diye diğerleri birleşip konser bileti bile almış oluyor. Her cuma herkes birbiriyle cumalaşıyor. Biri x bir konu hakkında soru sorsa 10 kişi araştırıp cevap veriyor… Biri hastalansa herkes şifa diliyor, birinin yakını ölse herkes dua ediyor. Birbirlerinin ödevlerine bile yardım ediyorlar… Adminimiz olan biteni anlatıyor, bazen gülüyor bazen üzülüyoruz… Allah onların eksikliğini göstermesin pırıl pırıl gençler…

Sahibi olduğunuz bir şirket var. Melankolia’nın ilerideki projeleri neler?

Melankolia sanatçılarının albüm çalışmaları devam edecek inşAllah. Bunun haricindeki her şey habersizce yürümeli. Çünkü sürprizler güzeldir, ama tarih verirseniz herkes o tarihi beklerken zehir gibi günler yaşar… Melankoliawear adıyla hazırladığımız tekstil ürünlerini de inşAllah yakında sunacağız. Sago Pesimist Ep serisinin 5.sini hediye edecek. Onun benim ve Abluka Alarm’ın yeni klipleri de yolda, çalışmaya, üretmeye devam…

Rap dünyasının en çok şarkı yapan mc’leri sizsiniz. Bu kadar çok şarkı yapmanız müziğe olan aşkınızdan mı?

Aşk bir yana; biz her işin hakkıyla yapılmasından yanayız. Eğer müzikle uğraşıyorsan sürekli icra etmelisin. Az icra ettiysen de sorunu tembelliğinde bulmalısın… Dışarıda yemek yiyorsan siparişin eksik gelince söylenirsin, taksici selamına cevap vermezse söylenirsin, %100 doğal yazdığı halde arkasında su ve portakal konsantresi yazdığını okuyunca söylenirsin. Bu aralar işini hakkıyla yapan o kadar az insan görüyorum ki çok rahatsız oluyorum. Kazandığın parayı hak etmen gerekir. Yıllarca aynı şarkılarla konser vermen de, playback yapman da dinleyicine yaptığın bir ayıptır…

-Zaman Gençlik Eki-

9 yaşındaki çocuğun yaptığı resim

Anlamına Gelince…

Denizde tahterevalliye binmiş iki kuş değil…

çocugun  açıklaması…

İki kuş var biri kafeste diğeri özgür gibi gözüküyor ama ….

Aslında İkiside Esir..

Çünkü diğeri uçarsa arkadaşı Ölecek..

Yorum sizin!!!

http://img207.imageshack.us/img207/479/eegge8swoy9.jpg

Doğan Cüceloğlundan Bir Ders

Doğan Cüceloğlu’nun

eğitimindeki katılımcılarla

bir konuşmasından:

Doğan Cüceloğlu:

Arkadaşlar,

aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?

Bir katılımcı:

Allah’a şükür,

hocam, bildiğimiz kadarıyla yok.

Cüceloğlu:

Ne güzel!

Peki,

bana, istisnasız tüm insanların,

yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti

bir şey söyler misiniz?

Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar:

Ölüm.

Cüceloğlu:

Gerçekten de ölüm

tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir.

Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir,

ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür.

Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir.

Peki,

madem öleceğimiz garanti,

bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?

Katılımcılar burada sessizce,

başlarıyla onaylamaya başlar.

Öleceğim belli ise

benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır…

Cüceloğlu:

Peki,

ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

Katılımcılar:

Hayır

Cüceloğlu:

Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?

Bir katılımcı:

Var.

Cüceloğlu:

Yarın?

Bir katılımcı:

Evet.

Cüceloğlu:

30 yıl sonra?

Bir katılımcı:

Olabilir.

Cüceloğlu:

Peki

bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini biliyor musunuz?

Mesela

bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz?

Sınıf sessizce dinlemeye devam eder.

Çünkü

genellikle yaşama böyle bakmamışlardır.

Cüceloğlu:

Peki

bir de tersini düşünelim,

bu akşam eve döndüğünüzde,

bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?

Bir katılımcı:

Yoktur Hocam.

Cüceloğlu:

Peki

nereden biliyoruz az sonra telefonun çalmayacağını

ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini?

Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlar.

Bir katılımcı:

Hocam

konuyu değiştirsek?

Cüceloğlu:

Ama

en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz,

biraz daha devam edelim bence.

Peki,

acaba bunu dün gece bilseydiniz,

yani

evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin

yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz,

o zamanı

aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz?

Yoksa

farklı şeyler mi yapardınız?

Bir katılımcı:

Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.

Cüceloğlu:

Şimdi sizden rica ediyorum,

lütfen bir an arkanıza yaslanın,

gözlerinizi kapatın

ve bu sabah evden çıkarken

evde bıraktıklarınızdan birinin

gerçekten öleceğini düşünün,

dün akşamınızı

nasıl geçirirdiniz?

Aynı iletişim mi olurdu?

Onunla

aynı konuları mı konuşurdunuz?

Aynı konular,

tartışma

ya da gerginlik yaratır mıydı?

Yoksa

önemsiz hale mi gelirdi?

Bu sabah evden çıkarken,

bu son görüşünüzde

ona ne derdiniz?

Onun boynuna sarılmakta

tereddüt eder miydiniz?

Çok sıkı sarılmaya mı,

aynaya mı

vakit ayırırdınız?

Ona,

yüreğinizin derininden gelen bir

“Seni gerçekten çok seviyorum”

demeye

ne gerek var

diye

düşünür müydünüz?

Onun ölecek olması

sizin ona duyduğunuz sevgiyi

yoğunlaştırmaz mıydı?

Burada

bazı katılımcılar

ağlıyordur.

Belli ki

dün akşam yaptıklarından

bir kısmının

ne kadar anlamsız olduğunu

şimdi fark etmişlerdir.

Cüceloğlu:

Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz,

acaba

kaç tartışmamızı

bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz,

kaçı

gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli,

hangilerinde

“Şimdi kalbini kırdım,

ama

zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim”

diye

kendi kabuğumuza çekilip

tartışmaları donduruyoruz.

Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız

gerçekten var mı?

Buna zamanımız

gerçekten kaldı mı?

Komik..!!!

Acı kaybımız

3 ay önce ailemize katılan, Necmi ismini verdiğimiz kaplumbağamız dün
vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine
gömdük.

Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip Necmi’yi aldığımız
dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ’’Abi onlar
kış uykusuna yatar’’ cevabını almış bulunmaktayız, hepimizin başı
sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.

Annemin Maceraları

Shrek’in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele
tutuşmuş Shrek ve Fiona’yı gören annem, ’Bunlar Süleyman ve Nazmiye
demirel çifti mi?’ diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden.

Alfabe

Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı
istiyor! um. Daha ikinci gün: ’Örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye
mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?’ deme
cesaretini gösterdiği için.

Annem!

’Bu taraf bitti.’ diye CD’yi arkasına çeviren ve sonra da ’CD çalar
çalışmıyor!’ diye feryat eden anneme alkış az geliyor!

Modem

Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem ’Bu ne?’
diye sordu. Ben de kolay anlasın diye ’Hani benim bilgisayarım var ya
onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu
zorunlu.’ diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni; ’Yani
modem bu’ dedi ve konu kapandı…

Yaz Okulu

Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren
üniversite öğrencisine gelsin. Bu yaratıcılığa şap! ka çıkartılır.

Beyin göçü

Tikky olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim
midibüsünde yanındaki arkadaşına dert yanmaktadır. ’’Şekerim dördüncü
kez girdim ÖSS’ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika’ya o
olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!’’ Sen git, masrafları
ben karşılıyorum.

Alman yazar

Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa
dönüp ’Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır’ diyen hocaya,
’Niye, kağıt bulamamış mı?’ cevabını veren arkadaşa gönderelim.

Düz mantık

Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ’’Bu ev kiralıktır’’ yazılı
bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka
evin camında ’’Bu da’’ yazısını görürseniz bilin ki Trabzon’dasınız.

İngilizce yazılısı

Bir alkış da ingilizce sınavında ’Nice ……..’ şeklindeki boşluğu
’Nice mutlu yıllara!’ şeklinde dolduran, dahi mi aptal mı olduğunu
henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.

Hügo’lar Beşledi

Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli
olarak okurken V. Hugo’ya ’Beşinci Hugo’ diyen arkadaşımıza gelsin.

Ne zaman?

Kardeşim karne almıştı. Fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla
beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu; ’Sakın çocuğun moralini
bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin.’ Uyarılar özellikle babama
yönelikti; ’Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma.’ Babam daha
fazla dayanamadı ve sordu; ’Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?’

Havale

Bankada giş enin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki
gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor:
’Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?’ Teyzem cevap
veriyor: ’Bu paranın hayrını görme İnşAllah yazalım.’
Lamba
Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta
geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: ’Bacım o
geçtiğin gece lambası değildi, çek sağa.’

Hacim nedir?

Öğretmen bir arkadaşımdan naklen; 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2.

sorusu: ’Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız.’ Öğrencimizden gelen

cevap: ’Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?’

Asabi Polis

Hareketli bir Bağdat Caddesi akşamında, polis abilerimiz rutin olduğu
üzere devriye gezmektedir. Işıklarda müşteri bekleyen taksiye
yaklaşılır ve; ’’Ticari, bekleme yapma, devam et.’’ anonsu yapılır.
Camdan eliyle ’1 saniye’ işareti yapan taksiciye, ikinci ve çok
manidar anons gelir ardından; ’’Ticari, benne pölümüye girme! Devam
et dedik!’’

Sagopa Kajmer’ in Anlamı..!

Sagopa: Piramid
Kajmer : Piramide Giren Ve Çıkamayan Bilim Adamı.
Sagopa Kajmer : Yunus Özyavuz

Sagopa Piramidinin Özellikleri

* Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.

* Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)

* Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

* Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

* Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit’in içine bıirakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

* Piramit’in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

* Bitkiler Piramit’in içinde daha hızlı büyürler.

* Piramit’in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.

* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit’in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

* Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.

* Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur.

Özellikler böyle. Bildiğimiz gibi Kajmer adında bir bilim adamı bu piramite giiriyor ve daha çıkamıyor. Piramitin en son odasının duvarına da Kajmer yazıyor. Yunus Özyavuzun ismini burdan alması çok akıllıca. Demekki çok zeki ve okuyan, bilgili bir insan olduğu burdan belli oluyor…
Sagopa kajmer in bazı şarkılarının sonunda kaf_kef sözünü mutlaka duymuşsunuzdur..
anlamını bilen war mı?
Kaf:kaf dağının Kaf ı
Kef:kefenin Kef i
sago nun deyimiyle yükseklerde bir ölü anlamına geliyormuş..ayrıca arap alfabesinde art arda gelen iki harftir.insanın 2 yüzü gibi iyi ve kötü kaf ve kef((Sagopa Kajmer röportajında söylemiştir))